Nesli Tükenen Hayvanlar Geri Gelebilir Mi? Tükenmiş Bir Sorunun Ardında
Nesli tükenen hayvanlar geri gelebilir mi? Bu soruyu sormak, aslında biraz da hayatı sorgulamak gibi bir şey. Yani, bir sabah uyanıp da “Ya, acaba bu kedinin içindeki ruh, bir zamanlar sabahları çığlık atarak uyanan bir aslanın ruhu olabilir mi?” diye düşündüğümde, aklımı kaybetmeye başlamış oluyorum. Ama siz de benim gibi sabahları kahvemi içerken, birkaç dakikalığına evrendeki her şeyin anlamını çözmeye çalışan bir insan değilseniz, o zaman “Nesli tükenen hayvanlar geri gelebilir mi?” sorusu belki de bir komedi filmi kadar ilginç olabilir.
Hadi gelin, bu büyük soruyu biraz mizah ve bolca içsel kaos ile irdeleyelim.
Devrimci Bir Fikir: Dinozorlar Tekrar Dönse?
Çocukken, pek çok kişi gibi, ben de dinozorları çok seviyorum. Hani şu filmde “Jurassic Park” vardı ya, ben de tam olarak o yaşlardaydım işte. Hani bir gün, bilim insanları laboratuvar ortamında dinozorları geri getirme işine koyulsa ve “Evet, onları tekrar canlandırdık!” deseler, ne yapardım? Muhtemelen bir an için kafamı kaldırıp “Hadi be! Ne kadar da cool!” diyeceğim, sonra bu devasa yaratıklara nasıl yaklaşacağımı, nasıl yemek yedireceğimi ya da nasıl temiz tutacağımı düşünerek kafayı yiyeceğim.
Ama işin asıl korkunç tarafı şu: İnsanlar bu konuda işin içine girmeye başladı. Yani “Nesli tükenen hayvanlar geri gelebilir mi?” sorusu, sadece bilimsel bir argüman olmaktan çıkıp, gerçekten gerçekleşebilir bir duruma dönüşmeye başladı. Genetik mühendislik, klonlama, eski genetik materyalleri bulma… Tamam, bilimsel terimler şimdi gözünüzde büyüdü, ama çok geçmeden bir sabah uyandığınızda, ne bileyim, o sabah kahvaltısında bir sabah geyiklerini görmek istemez misiniz?
Ben şahsen, eski zamanlardan kalma yaratıkları görmektense, evdeki kediyi bir şekilde “gerçekten tekrar aslan yapabilirim” diye düşünmeye başlıyorum. Hani size de bazen böyle sıradan bir günün içinde bir anda inanılmaz fikirler gelmiyor mu? Mesela bu sabah, kedimi göğsüne bir mikrofon yerleştirip, bir TikTok fenomeni yapma fikriyle uyandım, ama sonra iç sesim şöyle dedi: “Yani, önce o kediyi yataktan kaldıramazken, TikTok nasıl olacak?”
Nesli Tükenen Hayvanlar Geri Gelebilir Mi? Teknoloji Ne Dedi?
Neyse ki bilim insanları bu işin peşinde! Bu kadar da hayalci olamayız tabii, değil mi? Birçok bilimsel araştırma, aslında nesli tükenen hayvanların geri getirilmesi için bazı yöntemler sunuyor. Örneğin, tükenmiş bir türün genetik kodları elde edildikten sonra, bu kodlar sağlıklı bir örneğe aktarılarak klonlama işlemi yapılabiliyor. Ya da “de-extinction” (geri dönüşüm) gibi süper bilimsel bir terimle, bazı hayvanları geri getirme çabaları var.
Bir araştırmaya göre, bilim insanları bir mamutun genetik kodlarını neredeyse çözmüş durumdalar. Yani, belki de bir gün, kahvaltı yaparken mamutun yanınıza gelip, “Hey, burada ne var?” diyebilir. Tabii, memnuniyetle bir kahve ikram etmezseniz, mamut size biraz kabalık yapabilir.
Ama gelin, bir de bu işin başka bir boyutuna bakalım. Gerçekten, o eski nesli tükenen hayvanlar geri gelirse, onlara nasıl yaklaşacağız? Tükenmiş hayvanların geri gelmesi, ekolojik dengeyi de değiştirebilir. Ya da biz onları geri getirmeyi başarsak, ama bir türlü “Instagram’da paylaşılacak kadar cool” hale getiremesek, hani o kadar gelişmiş teknolojiyle neler yapabiliriz?
Kendi Kendimize Soru Soruyoruz: “Hadi, Tükenmiş Hayvanlar Geri Gelsin!”
Tabii ki, bir yandan da şöyle bir soru var: Hadi gerçekten dinozorlar, mamutlar veya başka tükenmiş hayvanlar geri geldi diyelim, bunlar hayatımıza nasıl uyum sağlayacak? Ya da biz onlara nasıl uyum sağlayacağız? Yani, ben her sabah karşılaştığım bir deveyi, bu kadar büyük bir vücuda sahip bir dinozora dönüştürmekten, gerçekten korkarım. Hani bazen ne kadar teknolojik ve bilimsel olursak olalım, eski zamanlardan gelen büyük hayvanların üzerimize gelmesi… Bu biraz da ‘Kendi çevremizdeki kalabalık ve trafik zaten yeterince sıkıcı, değil mi?’ durumuna benziyor.
Benim düşünceme göre, nesli tükenen hayvanlar geri gelebilir mi? Cevap kesinlikle evet olabilir, ama bunun yaratacağı etkiyi tahmin etmek… Yani, o kadar da kolay değil. Hangi türlerin geri dönmesi gerektiği konusunda bir fikir birliğine varmak ve bu türlerin ekosistemde nasıl bir denge oluşturacağı çok kritik. Kısacası, bunun ciddi sorumluluklar taşıyan bir iş olacağı kesin.
İç Sesim: “Bir Dakika, Ben Hâlâ Hayal Kuruyorum!”
Ama gelin görün ki, bazen ben gerçekten de hâlâ sabahları gözlerimi açıp, sadece yeni bir günün başlamasına, kahvemi içmeye ve hayal kurmaya dalıyorum. Şimdi de şöyle diyorum: “Nesli tükenen hayvanlar geri gelebilir mi?” sorusuna, bence geri dönüp şöyle bakmalıyız: Belki de bizim dünyamıza, hayvanları geri getirmektense, çevremizi gerçekten daha yaşanabilir hâle getirmek çok daha önemli.
Ama ne yapalım, ben de yine hayal kuruyorum. Kim bilir, belki bir gün karşıma gerçekten bir mamut çıkar ve ben ona kahvemi ikram ederim. Hayat, böyle küçük sürprizlerle dolu değil mi?