Fare Isırığına Kuduz Yapılır Mı? Bir Akşamın Hikâyesi
—
Kayseri’nin o eski, taş sokaklarından birinde, akşamüstü rüzgarı her zaman serin olur. Geçenlerde, işten çıkıp evime doğru yürürken, kafamda o kadar çok düşünce vardı ki, bir an varlığım sadece adımlarım ve nefesimden ibaret oldu. Hayatımın bir kısmı, garip bir şekilde her gün tekrarlanan rutinlerle doluydu ama son birkaç gündür içimde bir huzursuzluk vardı.
O huzursuzluk, her şeyin başladığı o anı hatırlatıyordu. Birkaç gün önce eve geldiğimde, mutfakta bir fare gördüm. Gözlerim o anın şokuyla büyüdü; fare, karanlıkta bir köşeye kaybolmuştu. O an, başımda dönmeye başlayan düşünceler, hızla felakete dönüşen bir dizi olayı düşündürmeye başladı. Fare ısırığına kuduz yapılır mı? Bir insan, bir fare tarafından ısırıldığında kuduz riski taşır mı? O kadar çok şey geçti ki kafamdan, bir anda yaşamımda bu kadar küçük bir hayvanın bu kadar büyük bir korkuya yol açtığını fark ettim. O korkuyu hala hissediyorum.
—
Bir Sıçrayış: Fare ve Sonrası
İçimde, kaybolan fareyi ve ardından gelen panik havasını anlatırken, bir yandan da kaybettiğim bir şeyin eksikliğini hissediyorum. Kayseri’nin o dar sokaklarında bir fareyle karşılaşmak, bazen korku değil, en çok tuhaf bir his bırakıyor insanda. “Bunu düşünmemeliyim, her şey geçer” diye kendimi teselli ediyorum. Ama nasıl geçer?
Gece oldu. Evde tek başımaydım. Her şeyin içinde bir sessizlik vardı; dışarıda rüzgar vardı ama evin içindeki hava, tam bir korku havasına dönüştü. Gözlerim kararmış bir köşeye kaymıştı. O an, farelerin küçüklüğünün, gözlerinin sinsi bakışlarının her şeye hakim olduğuna inanıyor gibi oldum. Aklımda bir şey vardı: Fare ısırığına kuduz yapılır mı?
Kafamı hızla sağa sola çevirdim. Belki de sadece bir düşünce, belki de sadece anlık bir korku. Ama sorunun kökleri gittikçe daha büyük bir endişeye dönüşüyordu. Eğer gerçekten kuduz virüsünü taşıyan bir fare ısırmışsa, bu beni de etkiler miydi? O an, içimdeki kaygı daha da büyüdü. Evet, belki de bu kadar basit bir şey yüzünden hayatım bir anda tehlikeye girebilirdi. Hayatımda ilk kez bu kadar net bir şekilde ölüm korkusu hissetmiştim.
—
Doktorun Cevabı: Gerçekten Korkmalı Mıyım?
Ertesi sabah, kalbim bir hayli çarparak doktorun kapısını çaldım. İçerideki o beyaz duvarlar, her zaman o kadar soğuk ve mesafeli gelmiştir bana. Ama o gün, her şey farklıydı. İçimde bir delilik vardı, çünkü fareden alınan bir ısırık sonrası hayatın her yönüyle oynayabilecek kadar büyük bir korku içindeydim.
Doktora yaklaşırken kendimi anlatmaya başladım: “Bir fare gördüm, ısırmış olabilir. Eğer ısırdıysa, kuduz riski taşır mı?” Demek ne kadar da çaresizdi. Doktor bir süre sustu, sonra bana bakarak, “Kuduz, fareler gibi küçük memelilerde nadiren görülür,” dedi. “Ama yine de fareler bu hastalığı taşıyabiliyorlar, eğer bir fare sizi ısırırsa, dikkatli olmak gerekir.”
Söyledikleri, rahatlatıcı gibi görünse de, hala bir tuhaflık vardı. Aklımda başka bir düşünce dönüp duruyordu: Yani bu kadar küçük bir yaratık, bana ölümcül bir hastalık bulaştırabilir mi? O kadar korkmuştum ki, doktorun söyledikleri ancak bir süre sonra gerçek anlam kazandı.
—
İçimdeki Korku ve Kafamdaki Düşünceler
İçimdeki kaygıyı anlatırken, aslında yalnızca sağlıkla ilgili endişelerimi değil, aynı zamanda hayatımın her alanındaki küçük tehlikelerin büyüdüğünü hissediyordum. Aklım, her geçen dakika biraz daha kararmıştı. Ama sabah saatlerinde güneş biraz daha parlak görünüyordu. Dışarıda insanlar, sokaklarda kahve içiyorlardı; ben ise evdeki korkuyla boğuluyordum. Neden korkuyordum? Fare ısırığına kuduz yapılır mı sorusu, belki de en çok “benim hayatımın kontrolünde değilim” hissiyle bağlantılıydı.
Bazen, o küçük hayvanların hayatımıza etkisi, sadece bir ısırıkla değil, kaybolan güvenle de oluyor. Fare, sanki her şeyin aniden başına yıkılabileceğini, hayatın inceliklerinin bir anda değişebileceğini gösteriyordu bana.
—
Sonuç: Ne Yapmalı?
Bir hafta sonra, her şeyin yolunda olduğunu öğrendim. Fare ısırığına kuduz yapılır mı sorusuna yanıt olarak, doktor, farelerin kuduz taşıması olasılığının düşük olduğunu söyledi. Fakat yine de herhangi bir risk almamak adına tedbir almak gerekirmiş. Gerçekten de korktuğum kadar tehlikeli bir durum yokmuş.
Ama içimdeki korku, hâlâ kaybolmamıştı. Çünkü, bazen hayatın en küçük detayları, en büyük korkuları içinde barındırabiliyor. O fare, bana hayatın her anı belirsiz ve kırılgan olduğunu hatırlatmıştı. Şu an, o korku biraz azalmış gibi görünse de, belki de asıl tehlike, o anın yarattığı psikolojik baskıydı.
Fare ısırığına kuduz yapılır mı? Belki evet, belki hayır. Ama bir şey kesin: Hayat, her an değişebilir ve bazen en küçük tehlikeler bile bizi bir noktaya kadar götürebilir. O anın gerilimi, beni kendimle yüzleştirip, yaşamın kırılganlığını anlamama sebep oldu.
—
Kayseri’nin o sakin akşamlarından birinde, umarım bir daha fareyle karşılaşmam. Ama o günden sonra, hayatın o küçük korkularla nasıl şekillendiğini, bazen en basit soruların bile bizi nasıl büyüttüğünü daha iyi anlıyorum.