Ne Aynı Sermaye Olabilir?
Herkesin bir hikayesi vardır…
Gün batımını izlerken, bir fincan sıcak çay içerken, bazen bir yerlerde, çok uzakta bir sesin yankılandığını duyduğunda fark edersin. Hayat, bir zamanlar aradığın o cevabı bulduğun yerin dışına taşmaya başlamış gibi hissedersin. Kayseri’de, o alışık olduğumuz dar sokaklarda, her adımda başka bir hikâye saklıdır.
Birçok insan için, sermaye sadece paradan ibarettir. Ama bence, gerçek sermaye başka bir şeydir.
Bir Akşamüstü ve Kayseri’nin Sessizliği
Geçen gün eski bir arkadaşımı gördüm. Alışık olduğumuz gibi, hemen birbirimize sarıldık. Birbirimizin varlığını fark etmek bile, bazen bir sermaye gibi gelir insana. Oysa uzun bir zamandır birbirimizi görmemiştik. Yıllar geçmiş, hayatlar farklı yollara sürüklenmişti ama bir şekilde o an, o kadar doğal geldi ki. Bir akşamüstü, Kayseri’nin o eski mahallelerinde, kaybolmuş yılların yankılarını dinlerken, onunla göz göze geldik. O an anladım, belki de neyin gerçekten değerli olduğunu unutmuştuk.
O zamana kadar yaşadığım tüm hayal kırıklıkları ve umutlarımı bir kenara bırakıp sadece o anı yaşamak istedim. Çünkü bazen, geçmişi ya da geleceği düşünmeden, sadece o anın değerini bilmek gerekir.
Bir Sermaye Büyüsü
“Sermaye” kelimesi genellikle para, iş ya da başarı gibi şeylerle ilişkilendirilir. Ama benim için bu kelimenin anlamı farklı. Her şeyin arkasında bir duygu vardır, bir his, bir bağ… Biz, insanlar, her zaman maddiyatın peşinden koşturduk ama bir an için durmak, “bu an değerli” demek, en büyük sermaye olabilir mi? Bazen geçmişi, insanları ve kaybedilen fırsatları düşündüğümüzde, içimizi bir boşluk sarar. O kadar çok şey kaybetmişizdir ki, sadece bir an için bir şeyin peşinden gitmek, keşke diyerek geriye bakmaktan daha anlamlı olabilir.
Bunu anladım. O akşam, onunla sohbet ederken, aslında birbirimize sahip olmanın ne kadar büyük bir değer olduğunu fark ettim. O konuşma, adeta bir sermaye gibiydi. Hem anı, hem de duyguyu birbirimize hediye ettik. Ne bir mal, ne de bir mülk, sadece bir düşünce, bir his, bir bağ vardı.
Bir Hayal Kırıklığı ve Gerçekleşen Umut
Ertesi gün, o eski dostumun söyledikleri aklımda çınlamaya devam etti. “Ne ayni sermaye olabilir ki?” demişti. O an, belki de yıllardır kendimi anlatmaya çalışırken, bir şekilde hep eksik kaldığımı hissettim. Gerçek sermaye, belki de duygusal bağlar, yaşanmışlıklar ve paylaşılan anlar arasında gizlidir.
Bazen hayatın en değerli anları, ne kadar para kazandığınızı ya da ne kadar başarılı olduğunuzu göstermez. Gerçek sermaye, aslında insan olmanın verdiği o duygusal bağlardan, karşındakiyle paylaştığın anlardan gelir. Bunu anladım.
Kayseri’nin bir sokak köşesinde, ne bir para ne de bir mal vardı. Fakat o köşe, yıllar sonra bile hatırlayacağım bir sermaye gibi yer etti kalbimde. Hissedilen duygular, paylaşılan birkaç kelime, geçen yılların hiç kaybolmayan izleri, işte o an aslında gerçek sermayeyi bulduğumu fark ettim.
Sonuçta Ne Kaldı?
Birçok insan dünyadaki en değerli şeyin para olduğunu düşünebilir. Ama ben bir an için durup düşündüğümde, gerçek sermayenin duygular, ilişkiler ve hayatta anlam bulmak olduğuna inanmaya başladım. Ve bazen, bu sermayeyi bulmak için en ihtiyacımız olan şey sadece bir anın tadını çıkarmak. O anın içinde kaybolmak…
Ne ayni sermaye olabilir? İşte cevabım: Birlikte geçirilen zaman, birlikte hissedilen duygular ve arada kaybolan o bağlantılar. Bu, bazen her şeyden daha değerli olur.